Bugün 20 Mayıs 2009 ve Microsoft Uzun süredir üzerinde çalıştığı Internet Explorer 8.0 tarayıcısınız duyurdu ve dağıtımına internet sitesi üzerinden başladı.

Siz de benim gibi internet uygulamaları geliştiriyor veya yönetiyorsanız bu habere biraz temkinli yaklaşıyor olabilirsiniz.

Internet’i platform olarak tercih etmemizin sebeplerini düşündüğümüzde, – günümüzün cıvır kelimelerinden birini kullanacağım kusuruma bakmayın -  Internet’in bize sağladığı “Bulut (Cloud)” özellikleri sağlaması olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz; “Daha fazla kullanıcıya, daha geniş bir coğrafyaya, ucuz ve hızlı bir biçimde ulaşmak.”

Ancak burada ciddi bir problem ile karşı karşıya kalıyoruz. Ulaşabildiğimiz kitle çok geniş ve farklı farklı platformlar kullanıyorlar. Farklı işletim sistemleri, farkı tarayıcılar, farklı eklentiler, farklı internet bağlantıları hatta aynı yazılımların birçok farklı sürümü. Ayrıca kullanıcılarımızın tercihlerine saygı duymak zorundayız ve kullanıcılarımız bazen zorunluluktan bazen keyiften aklı başında davranmıyorlar.

Bu kadar geniş bir kitleye ulaşabildiğimiz bu durumda bu kadar farklı platformu da tanımak, bilmek, test etmek durumunda kalıyoruz. Bu yüzden geliştirme süreçlerimizde çok ciddi bir mühendislik problemi ile karşı karşıya kalıyoruz.Kaynaklar her zaman kısıtlıdır bu yüzden kısıtlı kaynak ile en yüksek verimi elde etmek,  Kaynak – Verim eğrimizi herkesin (kullanıcılarımızın ve kendimizin) yararına olacak biçimde ayarlamak durumundayız. Kaynaklarımız genellikle sabit ya da kısıtlı olduğu için problemlerimizi azaltarak verimi artırma yoluna gideriz. Bu da hedeflerimizi kısıtlamaktan geçiyor.

Genel tercih olarak tercih edilen 4 (IE, Firefox, Opera, Safari) tarayıcı bu tarayıcıların genel olarak kullanılan 2 şer sürümü (IE 6/7 ve artık 8, Firefox 2,3, Opera 8/9/10, Safari 3.0/3.1) olduğunu düşünürsek ve gerektiğinde çalıştıkları işletim sistemlerinde de farklılıklar gösterdiklerini göz önünde bulundurulursak, kaynaklarımız genellikle her türlü platformu destekleyebilecek kadar çok değil. (Chrome ve Chromium’u da unutmadım. onlarda listeye girmek üzere). Hatta bu platformların hepsini göz önünde bulundurmaya kalkarsak kaynaklarımızı exponentel biçimde arttırmamız gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Peki öyleyse ne yapmak zorundayız? Bu durumda tercih yapmak zorunda kalıyoruz. Geliştirme sürecinde hedeflediğimiz platformları seçiyoruz. Bunun için de internetteki çeşitli kaynaklarda bulunan tarayıcı ve işletim sistemleri istatistiklerini göz önünde bulunduruyoruz.

Bazı Tarayıcı İstatistikleri:

W3Schools: http://www.w3schools.com/browsers/browsers_stats.asp
Wikipedia (NetApplications Stats): http://en.wikipedia.org/wiki/Usage_share_of_web_browsers
W3Counter: http://www.w3counter.com/globalstats.php
TheCounter: http://www.thecounter.com/stats/2009/February/browser.php

İstatistiklerin ortak olarak gösterdiği, ciddi bir biçimde pastanın yarısını veya biraz daha fazlasını Internet Explorer  6 – 7 kalanın yaklaşık yarısını veya biraz daha fazlasınız Firefox 2 – 3 ve pastanın geri kalanını paylaşan yaklaşık aynı oranlarda kullanılan çeşit çeşit tarayıcı oluyor. Bu bilgilere baktığımızda ya IE ve Firefox tarayıcılarını (hatta bazılarına göre boşverin Firefox’u) destekleyerek çok ciddi bir hedef kitleye ulaşabiliyoruz. Genellikle de geriye kalan tarayıcıları göz ardı ederek kaynaklarımızı boşa harcamamaya çalışıyoruz.

İşte bu noktada, her duyurulan tarayıcı her duyurulan sürüm bu gördüğümüz denklemleri bozuyor. Bu yüzden IE8′in duyurulmasına temkinli yaklaşıyorum. İstatistiklerin her oynayışı kaynaklarımızı kullanırken daha fazla düşünmemize neden oluyor. Dün bir geliştirme için 2 tarayıcıda test yapıyordum, bugün 3 tarayıcıda test yapmam gerekecek. Hatta yeni duyurulan bir tarayıcı için daha önce yaptığımız testleri tekrar etmem gerekiyor.

Peki sizi her duyurulan tarayıcıda ne düşünüyorsunuz?