Arşiv:

Eylül, 2005

...

Başlık koymak gerek.. IH da gerek.. Aramaya inanmak gerek

yorum yok

Her zamanki gibi yine blogumla uzun zamandır ilgilenmiyordum.

Öncelikle evlenen M.Eren ve Fatih Özavcı’ya ve eşlerine Mutluluklar diliyorum. Uzakdoğu kıyafetleri pek bir güzel olmuş doğrusu ama sanki az biraz Amerikan esintililer.

Bu merasimi de atlattıktan sonra son yazdığımdan beri neler yapmışım bir özet geçeyim,

Önce Mersin’e gittim geldim. Kısa da olsa bir tatile ihtiyacım varmış. Arkadaşlarımı gördüm. Bankada kavga ettim. Sonra geri döndüm.
Sonra Kartal’a arkadaşlarımın yanına gittim. Koca bir pizza kaybolmuş arkamdan az daha üstüme kalıyordu. (O pizzadan dilim yemediim!)
Orada “Pardon”, “Mumya firarda”, “Büyü”, “Vampires The Resurrection” ı izledim.
Blender hakkında basit bir döküman yazdım. buradan bakınız..
TCP 80 de ssh çalıştırdım yine de fw geçit vermedi.

Fazla bir şey yapmamışım doğrusu.

Normalde Bol miktar da eposta adresi içeren ve iletile iletile dağlar deviren epostaları sevmem. Ama bu gelenin içindekini beğendim. Mim diye koyuyorum bloguma;

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden
bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdir. Hayatındaki her şeyden
mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu,bir bardak suya
atıp içmesini söyler. çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez
ağzındakileri tükürmeye baslar.

Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle
“Acı” diye cevap verir.

Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az
ilerdeki golün kıyısına oturur ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle
atıp, gölden su içmesini söyler.Söyleneni yapan çırak, ağzının
kenarlarından akan suyu koluyla silerken,usta aynı soruyu sorar:

“Tadı nasıl?”.
“Ferahlatıcı” diye cevap verir genç çırak.
“Tuzun tadını aldın mi?” diye sorar yaşlı adam,
“hayır” diye cevaplar çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına
oturur ve şöyle der:

“Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep
aynidir. Ancak bu acının şiddeti,neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın
olduğunda yapman gereken tek şey acı veren şeyle ilgili hislerini
genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya
çalış.”

İtiraz etmek için itiraz etmemek lazım. Çok konuşmamak susmak lazım. En iyisi ….

Biri Pic Programlama mı dedi?

2 yorum

Az önce Emre Sevinç in pic programlama yapmaya çalıştığını gördüm. Birden aklıma en dadirikinden bitirme projem geldi. 5 kişi labirent çözen robot yapacaktık. Sonuç olarak hiç bir şey çıkartamadık. Ama nasıl olduysa 80 aldık :)

Bir gün bol zamanım olduğunda hikayeyi tam olarak yazarım. Asıl derdim bir IDE den bahsetmek.

SourceBoost IDE ve BoostC derleyicisi Bu ide ve içinde bulundurduğu c2c derleyicisi sayesinde yüksek mertebeden pic programlaya biliyorsunuz. Bulunmaz bir buluş. Gerçi Lisp ile pic programlama yapılıyor mu bilmiyorum ama Emre’ye tavsiye ederim.

Bu adamlar nereye bakıyor?

1 yorum

Unutulmayan ama dağılan eski dostlar için;

Unutulmuş birer birer
eski dostlar, eski dostlar
ne bir selâm, ne bir haber
eski dostlar, eski dostlar

Hayâl meyâl düşler gibi
uçup giden kuşlar gibi
yosun tutan taşlar gibi
eski dostlar, eski dostlar

Unutulmuş isimlerde
bilinmez ki nasıl, nerde
şimdi yalnız resimlerde
eski dostlar, eski dostlar

makam: rast
usûl : Semâi
beste: Gültekin Çeki
güfte: Hayri Mumcu

Eski günler Eski Camlar

1 yorum

Eski günleri hatırladım bu fotoğrafı görünce.
Ne günler geceler geçirmiştik. Rahmetli babamın mahalle kahvelerini aratmayan inşaat mühendisliği bürosunda.

Sakin Manisa gecelerini orada hareketlendirirdik. Alkol ve sigara dumanını sevmese de babam sabaha toz bulutu kalmamış ama koku orda olurdu.

Bir keresinde gecenin ortasında camı kırıp, alkolik bir camcıyan cam taktırmıştık. Yanlış ölçü almıştı önce :)

Küçüktüm, babamın yanında çalışan kızlara kötü şeyler yapmıştım :)

Vay be diyorum daha neler yaptık orada.

Bu resim manşeti hakediyor.