Ali Işıngör’ün farklı dünyalardan olan, hepmizi (en azından beni) bir şekilde dünyanın varlığını tekrar hatırlamaya iten yazılarını, büyük şevk ile takip ediyorum. Hatta Focus almaya başladım başlayacağım.

Ali Işıngör’ün son blog yazısında küçük sitemini görüp kendimden utandım. Aslında firim olan bu konularda kendi içime kapanıklık yapıp, düşüncelerimi, yorumlarımı gizlemiştim. Tabii biraz da tembellik ettim denebilir. Bu yüzden yorumlarımı bu kayıt ile iletmek istiyorum.

Pardus ve reklam konusundaki düşüncelerine katılıyorum Ali Işıngör’ün. Ancak bazı noktalarda linux camiasının ya da daha geniş bir çerçeveden bakarsak açık kaynak dünyasının, ticari yazılım üreticilerinden farklı bir yapısı var. Boyadan çok binanın statiğine önem veren bir yapı var. Her ne kadar, herhangi bir açık kaynak yazılım websitesine baktığımızda muhakkak bir ya da bir kaç ekran görüntüsü olsa da bu görüntülerin amacını “sadece bulunsun” mantığına çok yakın olarak görüyorum. Daha çok aktivite arka planda, e posta listelerinde, ekran karşısında, pizza ve bira ( açık kaynak bira geldi aklıma. Belki bir AK Pizza da fena olmazdı) eşliğinde program yazarak gelişiyor diyebilirim. Bu noktada açık kaynak dünyasının bir kaç farklı çalışma dışında reklama yönelerek, genişleme, perspektif genişletme ve/veya bir hakimiyet kazanma yoluna gideceğini sanmıyorum. AK dünyasının hedefleri genel olarak kendisinden ibaret.
Bu tür çalışmaları yapması gerekenlerin dağıtımcı veya entegratörler olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da dağıtımcılarım daha çok yayalım, masaüstüne inelim gibi düşünceleri çok az. En son bu konuda Novell e güveniyorum diyebilirim.

Bu noktada Pardus açısına dönersek, Pardus bir devlet çalışması. Bu tür bir reklam politikasını yürütecek durumda olduklarını düşünmüyorum. Bir devlet işi olduğu içinde bu çalışma yapılırken, iç tarafta işleyen mekanikleri tam olarak okuyamıyorum. Bu tür bir çalışmanın daha çok Gelecek gibi bir firmadan çıkması gerektiği konusunda hem fikir olabiliriz sanırım. Bir tür PR çalışması yapılacaksa, bu iş için para dökülecekse bunun vergilerle yapılmasını nasıl karşılarsınız bilmiyorum. Kelimenin gerçek anlamını kullanırsak — yanlış anlaşılmaz umarım — Uludağ profesyonel bir proje değil. Bu yüzden reklam çalışmalarını profesyonellere bırakmak yararlı olacaktır. Gerçi yanlış anlayanlar www.uludag.org.tr sitesinde verilen, projenin amacını doğru okumamış demektir.

Uludağ Projesi’nin hedefi nedir?

Projenin hedefleri,

* Yaygın bir işletim sistemi dağıtımı oluşturmak,
* Bu dağıtımı yaşatacak sürdürülebilir bir organizasyon kurmak,
* Bu dağıtım ve çevresinde oluşacak açık kaynak ekosistemi aracılığı ile özgün teknolojik katkı yaratmaktır.

Buradan, profesyönel bir amaç olduğunu ben anlayamıyorum. Bu bahsi kapatalım efendim.

Ali Işıngör blogun da yine son yazısında artık daha fazla AK dışında yazacağını söylüyor. Hiç bir itirazım olmaz. Tekrar söylüyorum hepsini büyük şevkle okuyorum.