Photo by Tolga “Musato”
Internet’te Türkiye’nin ilklerinden sayılmam. Ama eskilerinden denebilecek kadar uzun süredir Internet kullanıyorum. Hatta daha öncesinden kısa ve kötü bir BBS geçmişim bile var.

İnternet ve bilgi hep yazıydı benim için. Kitaplar, defterler, hiper-metin, gazete, dergi hepsi bilgiye ulaşmanın en hızlı ve kolay yolları oldu. Görseller ile zenginleştirilmesi konusunda hiç bir sıkıntım olmadı.

Ancak Internet’in gitmekte olduğu video bazlı sistemi ise sevmedim, sevemedim.

Yazı ile 3 satır tutacak bir veriyi almak için 15 dakika süren ve hiç bir anlam ifade etmeyen, bant genişliği harcamaktan öte anlamı olmayan videoların doldurduğu internet hoşuma gitmiyor. Rahmetli babamın dediği gibi, “2 damla tatlı için koskoca keçiboynuzunu kemirmek” bu videolar çoğu zaman.

Ne zaman böyle bir “Nasıl Yapılır?”, Haber, ders vb videosuna denk gelsem metne çevrilmiş mi diye bakıyorum. Eğer metne çevirilmediyse doğrudan kapatıyorum. Çünkü metin halinde iken, göz ile arama, yazılım ile arama, atlayarak okuma, gerektiği kadarını inceleme gibi işler yapabilirken, video görüntülerde bu şansım neredeyse hiç yok.

Bu tür durumlarda buraya harcayacağım vakti, aynı bilginin yazılı olanını bulmaya ayırıyorum. Hatta üzerine vaktim bile artıyor.