Artık zamanı geldi. Konuşalım, boş boş laf atmakla olmuyor. Problemleri ortaya koymak, üzerine tartışmak, gerekiyorsa sonuçlamak gerekli.
Bir kaç zamandır dönen tartışmaları hep birlikte izliyoruz veya içine girip çekişiyoruz.
Öncelikle Neden Siz/Biz e geldik onu görmek lazım. Burada siz derken kendi açımdan konuşuyorum.
Biz -> sadece ben. Buradan başkaları adına konuşacak değilim. Konuşup anlaşmak isteyen, derdi olan oturup, vıdı vıdı insanların anlamadığı laf sokmaları bırakıp yazsın. Okunacağından da eminim.
Siz -> Uludağ projesinde çalışan Pardus ekibi ve Pardus reklam/tanıtım çalışmalarını yürütenler.
Öncelikle Uludağ projesi başlarken herkes Tübitak UAKAE ile Türkiye’de iyi bir iş yapmak istiyor. Bir şeyler yapılacak. Hepimiz bir şekilde fayda göreceğiz diye sevindi. Bir çok kişi hızlı hızlı “bir ucundan tutabilir miyiz acaba?” diye didinmeye başladı. Kişisel problemleri olanlar, ticari kaygıları olanlar yok muydu? Elbette vardı. O zamanlar benim de desteğimi almış olan, bana “bir ucundan tutsam, çorbaya bir tanecik tuz atabilir miyim?” diye düşündürten Uludağ ne oldu da benim desteğimi kaybetti? Ya da ne oldu da, ben destek vermeyen, köstek olan, laf atan, kıran, parçalayan, huysuz SID oldum? (bkz. oyuncak hikayesi)
Öncelikle gerilere gidelim, 30 Temmuz 2005 e. Ali Işıngör’ün Ne olacak bu Pardus’un hali ile başlayan günlük kayıtlarına cevap vermemle başladı bu SIDleşme. Bir cevap verdim ve aldığım yanıt ile yaptığıma yapacağıma pişman oldum.
O yazımda, Uludağ projesinin yazılım ve teknoloji üretmek ile ilgilenmesinin ve tanıtım/reklam gibi çabaları da entegratörlere bırakmasının doğru olacağını düşündüğümü aktardım. Uludağ sitesinde bulunan projenin amaçlarını da verip, Uludağ’ın profesyonel bir proje olmadığını söyledim. İşte bunu söyleyip buna göre yorum yapmam aldığım tepkiyi getirdi; “Hayır biz profesyoneliz, ve kazanç amaçlıyoruz.”
Burada aldığım tepkiden, “Kamudan aldığımızı, kamuya vermeye çalışıyoruz” cümlesini anlamayı çok isterdim. Ama bunu anlayamadım. Gerçi yanlış anladığımı iddia edebilirsiniz rahatlıkla. Burada yanıldığımı kabul edelim.
Yanıldığımı kabul ettiğim bu nokta en büyük problemim. Bugün kamunun vergileri ile beslenip, üreten(bunu yadsımıyorum) bu insanlar, bu kadar zamanda kamuya ne kadar geri dönüş sağladılar? Devlet Planlama Teşkilatı ile ortak bir çalışma düşünüldü/yapıldı ya da yapılacak mı? Devletin kendi ürettiğini kullanma niyeti ortaya çıkarıldı mı? Veya Devlet İstatistik Enstitüsü yeni adı ile Türkiye İstatistik Kurumu ile ortak çalışma yapıp, şu ana kadar Uludağ Projesinde yapılan işlerin Türkiye’ye katkısı/zararı, hesaplandı mı? Projenin maliyet analizi, devlet bütçesine olan etkileri neden açıklanmıyor? Çok mu gizli? Yoksa bilgi edinme hakkımız sadece dilekçe verirsek mi var? Veya bunları geçtim, Uludağ projesi içinde devlet kurum/kuruluşlarının özerk iradeleri dışında Pardus kullanmaya, ihalelere kabul etmeye teşvik edici çalışmalar yapılıyor/planlanıyor mu?
Rüyada yaşadığımı iddia edebilirsiniz. Evet Uludağ projesi ve ekibi ile olan en büyük derdim bunlar. Tabii daha küçük olan sivri sinek vızıltısı sayılabilecek dertler de var. Onlara da geleceğim. Tabii “Ne planlama teşkilatı, Ne enstitüsü? Saçmalıyor bu salak”. Düşüncesi bir çoğunuzun kafasında oluşmuş olabilir. İsterseniz okumayı burada kesin. Bundan sonrasında bu kadar saçmalamayacağım . Eğlenemeyebilirsiniz.
Başka bir derde gelelim,
2005 de o yazılanlar, çizilenler içinde geçen ve o zamanlar farketmediğim, Ali Işıngör’ün
“Erkan ile konuşmamızda dile getirdiğim, bir başka boyutu da var bu işin. Sadece Pardus’u değil, Serdar Köylü’yü de, Barış Metin’i de, bir A. Murat Eren’i de markalaştırmalısınız… Tabii bunlar, iyi bir marketing ve PR çalışmasıyla, üstelik cüzi bütçelerle de yapılabilecek işler.”
sözleri olayın ne boyutlara geleceğinin sinyalini veriyormuş. Ali Işıngör gizlice “Ben size PR çalışması yaparım gelin bir oturup konuşalım” ya da “oturup konuştuk, bir işimi yoluna koyayım hepimiz kazanacağız” diyerek neler yapacağını anlatıyormuş. Ancak dank etti. Jetonla çalışıyor sanırım kafam. Ali Işıngör ve Erkan Tekman’ın o zamanlar kafa kafaya vererek, “Pardus için Pardus ekibinden markalar çıkarmalıyız” diyerek ortaya koymaya başladığı politikanın sonuçları bugünkü çok vahim durumu ortaya çıkardı.
Bugün “Pardus ekibinin her bir elemanı pırlanta gibi markadır” çalışmasının sonunda, Pardus Ekibinin her bir elemanı “Küçük Dağları Yaratan, Açık Kaynak dünyasına dönüş yapan” yegane insanlar haline geldi. Yani “Açık Kaynak Gönüllüsü Tekeli” oluştu. Bu politika “Pardus’a dil uzatan kişiler aforoz edilmeli” ve “Pardus’a katkısı olmayan açık kaynak camiasına katkı getirmez” yan ürünlerini de doğurdu.
2 sene önce Uludağ temelleri atılmadan önce ne kadar da içler acısı durumdaymışız. Tabii o zamanlar Pardus ekibini oluşturacak kişiler kristalize bir halde, “Pardus ekibi kurulsa, içine girsem de şu açık kaynak camiası civan delikanlıları görse” diyerek nadas da bekliyorlarmış. Yani bu civan delikalıların içindeki cevheri anlayamamışız onlar da çıkarmamışlar cevherlerini meydana.
Tabii bu derdin yan ürünleri daha da gidiyor örneğin, Beranger olayında, en başta bas bas bağırarak Beranger Pardus seçti derken, sonunda “Evet, hata yaptık düzeltelim” demek erdemini ekip olarak kendinizde bulamadınız. “Hayır Beranger bilmez en iyi biz biliriz. Kolaylık yaptık, güvenlik açığı sandı.”
Tabii ekip içindeki bazılarının küçük çocukluklarından ve takındıkları çocukça tavırlardan, yorumlardan bahsetmiyorum bile.
Bu 2. derdimden sonra 1 üçüncü derdim; Türkiye de “Pardus Linux Tekeli” oluşturma çabaları. Tamam Pardus’u Türkiye’de milli/ulusal/kamusal neyse – nasıl ifade ederseniz edin – 1. tercih yapmaya çalışıyor olabilirsiniz. Hatta 1. tercih olması için elinizden geleni ardınıza koymayın. Zaten bir kaç paragraf önce 1. derdimde bahsettiklerim bunu sağlamaya yönelik. Ancak Linux Kullanıcıları Derneği’ni, Özgür Yazılım Camiasını bir “tekel” oluşturma çabası içine çekmek kabul edilebilecek bir tavır değil. Bunu en son İstanbul Gönüllüler toplantısında gördük. “Sadece Bizim işletim sistemimiz oyun çalıştırır. Diğerleri basın önünde bozulur rezil olursunuz!”.
“Tekel oluşturma çabamız yok, Halkla İlişkilerden Sorumlu Basın Danışmanımızın dili sürçmüş” mü diyeceksiniz? Güldürmeyin beni. Ali Işıngör’ün deneyimli bir gazeteci olduğunu hepimiz biliyoruz.
Şimdi bu konuda yorum yapmayı bırakıp Derneğin tüzüğünden bir maddenin 1 bendini önünüze sereceğim. Daha sonra Derneğin tepkilerini siz yorumlayın.
Madde 2: Derneğin Amacı
Dernek, aşağıda sıralanan amaçları gerçekleştirmek için, Linux işletim sistemini kullanan kişileri bir araya getirir:
j. Bilgi Teknolojileri alanında ulusal ve uluslar arası tekellerin oluşmasına engel olmaya çalışmak
Derneğin, bu sponsorluk önerilerini, Pardus çalışmalarını düşünmeden taşınmadan kabul etmesini beklerken bu maddeyi kimsenin önemsemediğini mi düşünüyordunuz?
Şimdi siz de eğri oturup doğru konuşun. Bu kadar zırvaladım. Hiç mi haklılık payım yok? Kabul ediyorum bu düğünün delisi benim!
1. Yorum , İsmail Aşcı
13/Nis/2007 , 4:57 pm
…2 sene önce Uludağ temelleri atılmadan önce ne kadar da içler acısı durumdaymışız. Tabii o zamanlar Pardus ekibini oluşturacak kişiler kristalize bir halde, “Pardus ekibi kurulsa, içine girsem de şu açık kaynak camiası civan delikanlıları görse” diyerek nadas da bekliyorlarmış. Yani bu civan delikalıların içindeki cevheri anlayamamışız onlar da çıkarmamışlar cevherlerini meydana…
Yukarıdaki paragrafın varolmasına neden olan blog girdisini okuduktan sonra benim de aklıma ilk gelen şey olmuştu düşünceleriniz.Bütün Pardus geliştiricilerini bir genellemeye tabi tutmak doğru olmayacaktır ama ben de kişisel olarak , “Gnome delisi” ve de bir “Hazır Yiyici” olarak nitelendirildikten sonra merak ediyorum mevcut Pardus geliştiricilerinin bu projeye dahil olmadan önce ne kadar “Özgür Yazılım Üreticisi” olduklarını…
2. Yorum , Penguen
13/Nis/2007 , 7:34 pm
O toplantıda ben de vardım ve yalan söylüyorsun Onurcuğum…
Ali Işıngör orada “Neden olmasın?” dedi ve diğer dağıtımların da yüklenmesine açık kapı bıraktı… ama sen toplantı boyunca arkada kıkırdadığın için olan biteni yanlış hatırlıyorsun. Ayıp etmişin.
3. Yorum , admin
13/Nis/2007 , 8:06 pm
Ayıp falan etmiyorum.
Bahsettiğim olay “Pardus kurulsun, başka dağıtım bu işi beceremez” diyerek bok atma yolu seçilmesi ve tekelleşme çabası. “Başka dağıtımlar üzerinde oyun patlarsa basın önünde rezil olursunuz” demek başka hiç bir anlama gelmiyor.
Amaç: Pardus kurun sorumluluk bizim olsun, hatta biz kuralım beceremezseniz basın önünde rezil olmayalım.
4. Yorum , sickprincess
13/Nis/2007 , 10:04 pm
Toplantıyı yöneten kişi olarak olayı objektif olarak anlatmaya çalışmak istiyorum.
Kelimeleri olduğunca sarfedilene eş kullanmaya çalışacağım.
Ali Bey: Oyun turnuvası olacak vs…
Ümran Kamar: Yalnız biz bütün bilgisayarlara Pardus kurmayacağız. Derneğin bütün dağıtımlara eşit mesafede olan tavrını korumak amacındayız, hepsi Pardus olmayan makinalarda olacak bir oyun turnavası için sponsorluğa aracı olmayı kabul edecek misiniz?
Ali Bey: Güzel soru… Neden olmasın? Olur.
bir süre sonra..
Ali Bey: Yalnız asdf dergisi belirli oyunlarla yarışma yürütmek isteyecektir, bu oyunlar Pardusta çalışıyor, diğerlerinde de çalışacak mı? (Bu turnuvayı basın izleyecek (Bundan emin değilim)) Adamlara rezil olmayalım?
Kerem Can Karakaş:Tremolous Ubuntu’da çalışıyor. Biz kurarsak olmasını sağlarız, denemeden zaten böyle bir şey yapmayız.
Arada MFYZ ve Ümran Kamar olmasını sağlamak için çaba sarfedeceklerini söylerler..
Ali Işıngör: İyi o zaman.
Bundan sonrası kişisel düşüncem…
Ali Işıngör tü kakadır dediğiniz insan, gizli hesaplarla Pardusa gani gani paralar yağacak diye hesaplar yapan biri değildir. O markalaşma üzerine tepki gösteren benle saatlerce konusup, açıklamasını yapan ve beni Pardus’tan ekmek yiyenlerin değil, projenin geleceği için çalışıldığına ikna eden bir insandır.
Ne sanıyorsunuz merak ediyorum, Pardus bir gece holdingleşecek arkasından Barış Metin, Erkan Tekman tavernalarda deste deste para savurmaya mı başlayacak?
Kimsenin savunulmaya artık ihtiyacı kalmadı. Keskin sınırlar iletişim eksikliğini aşmış durumda. Artık ötesi aynen söylediğin ama yanlış yerden gördüğün gibi sabır zorlamaya başlamış.
Selametle…
5. Yorum , Onur Yalazı
13/Nis/2007 , 11:23 pm
Ne diyeyim bilmem ki. Bildiğim, böyle ılımlı cümleler söylendiğini anlayan, bu şekilde algılayan tek kişisin.
6. Yorum , Devrim GÜNDÜZ
13/Nis/2007 , 11:34 pm
Ben az önce bir yazı yazmıştım ama sildim yanlışlıkla.
Onur da yazmuş zaten… Ümran biraz uzakta oturduğu için konuşmaları duyamamış olabilir. Konuşulanları yazacak değilim. Kol kırılır; yen içinde kalır demek istiyorum hala.
7. Yorum , Hakan ARIN
14/Nis/2007 , 1:24 pm
Öncelikle şunun söylemek istiyorum. Bu birilerini karalama çabası niye? Şimdi bu yazı yazılmasaydı biz Pardus ekibinin neler yaptığını bilmeyecekmiydik?
Elinizi vicdanınıza koyun. Ben sadece bir pardus gönüllüsü olarak Pardus geliştirci eposta listesini bile takip ediyorum. Gezegen’i takip ediyorum. Bunun dışında irc toplantılarını bile takip edebilirsiniz. Hatta bu toplantılar Wiki’ye bile kondu. Yani hiçbirşeyin gizli gizli yapıldığı yok.
Sonra tekelcilik derken neyi anlamalıyız. Tekelci olmamak için her zaman farklı sistemleri mi kullandırmalıyız. Linux Kullanacıları Derneği tüm Linux dağıtımlarını desteklemelidir. Pardus’u desteklemesi ise bu görevin bir parçası niteliğindedir ve niye bundan Tekeli desteklediğini anlayacağız?
Bunun dışında açık ve net söylüyorum beni Erkan Tekman, Barış Metin ya da birbaşkası ilgilendirmiyor. Ben ülkemin önemli bir kurumu olan Tübitak’ın başlatmış olduğu Ulusal Dağıtım Projesi ile ilgilenirim. Bu projenin başında bugün Erkan Tekman vardır ve Barış Metin gibi bir geliştricisi vardır ama yarın bir başkaları olabilir. Bu Erkan Tekman ve geliştiricileri eleştiridiğim anlamına gelmez. Sadece burada söz konusu olan Ulusal Dağıtım’ın önceliğidir.
Diyelim ki bugün Pardus’un geliştirilmesinde güvenlik için yapılacak işlemler ile ilgili yanlış bir karar alındığını düşünüyoruz. Bu ilahi emir değil ki daha sonra neden değişmesin.
Pardus nihayetinde Açık Kaynaklı bir işletim sistemidir. Ya da isterseniz Terimlerede takılalım ve Açık kaynaklı Bir Linux Dağıtımıdır diyelim. Ben gizli saklı birşey yapıldığını bugüne kadar ne gördüm nede böyle birşey hissettim. Ama şimdi görüyorum ki asıl Pardus’un arkasından işler çevriliyor.
Beranger’in Pardus bölümünü kapatması beni hiç ilgilendirmiyor. Her insan hata yapabilir. Öyle görünüyor ki Beranger’de Pardus’u seçmekle hata yapmış. Bu Pardus için bir kayıp değil ki. Şimdi bunu bir yana koyalım. Oyun ile ilgili iddayı bir kenara koyalım. Reklam ile ilgili iddayı bir kenara koyalım. Pardus bir günde mi bu hale geldi. Bu kadar zamandır hiç kimse takip etmiyormuydu. Niye bu zamana kadar yığılan bir tepki yokda sadece şimdi bir tepki var. 30 Temmuz 2005′te herşeyin bu kadar açık olduğu ortada diye düşünüyorsunuzda niye o gün değil bugün karşısındasınız Pardus’un.
Şimdi size açık bir teklif. Madem projede bu kadar kusurlar var Pardus nasıl olsa Açık Kaynaklı bir Linux Dağıtımı. Farklı bir isim ve Logo ile siz projenin yanlış olduğunu düşündüğüz tarafları düzelterek yeni bir Linux Dağıtımı çıkarın. Bizde diyelim ki helal olsun yanlış bulduğunu düşündüğü şeyleri söylemiş ve arkasından boş durmamış ve doğrusunun olması için çabalamış.
Şimdi böyle bir yazı yazdım diye kişisel olarak sizinle bir problemim olduğunu düşünmeyin. Bende sizin yanlış düşündüğünüz üzerine bir eleştiri yapıyorum. Bu yazıyıda açık bir insan olarak yayınlayacağınıza inanıyorum.
Kalın sağlıcakla.
8. Yorum , admin
14/Nis/2007 , 2:49 pm
Teşekkür ediyorum. Size uzunca bir metin ile cevap vereceğim. Ancak şu an vaktim yok. Yazının geri kalanını da yazdıktan sonra yine burada bulabilirsiniz cevabımı.
2 ana fikri vereyim karalama yapmak gibi bir derdim, amacım yok. Bir ikincisi uludağ projesine ve Pardus dağıtımına bir eleştiri getirmiyorum. Eleştirilerim ekibin kararlarına ve davranışlara yönelik.
9. Pingback , Gizli Arşiv » Vurmayın Yalazı’ya!
15/Nis/2007 , 12:56 am
[...] Yalazı Gezegen’de görünecek şekilde bir yazı yazmış, amatörce [...]
10. Pingback , Pardus != Linux « Serkan Kaba
17/Nis/2007 , 2:40 pm
[...] 17th, 2007 at 14:39 (Uncategorized) Onur Yalazı bir yazısında şu kelimeleri [...]
11. Pingback , Webmaster Arşivi » Pardus != Linux
17/Nis/2007 , 3:21 pm
[...] Yalazı bir yazısında şu kelimeleri [...]
12. Pingback , Ümran Kamar: Dare : İnternet ve Yaşam
10/May/2007 , 4:29 pm
[...] burada!!! [...]
13. Yorum , ALİSEYDİ OĞUZTÜRK
22/Haz/2007 , 2:28 pm
Pardus her türlü tehdide ,Şantaja ve yıldırma çabalarına karşı dik durmalı ve çalışmaya devam etmelidir.Birileri Türklerin üretmesini içlerine sindirememektedir.Pardus 1961 deki “Devrim Otomobiline eş bir üründür.O Devrim’in iki tanesinin Preslerle parçalandığı söyleniyor.Bir numunesi Eskişehir’de saklanıyor.Evet birileri Türk üretimine karşı koymayı bir marifet sayıyorlar.Pardus behemehal tutunmalı ve bütün Türkler tarafından kullanılmalıdır.Önce Milli olmayan bir ürün asla cihanşumul olamaz.Pardus önce Türkiye’de ve Türk dünyakında tutunmalı ardından da dil ayarlamaları ile başka dillere uyarlanmalıdır.(Zaten 60 küsür dile ayarlanmışvaziyette) dir.Siz üretmeyen bizden isteyin matntığına bir son verelim ve üretelim.Hem de ismi de Pardus olsun önüne veya arkasına yabancı bir kelime eklemeyelim.Meselâ Pardus 2007 ,Paruds 2008 gibi
Pardus asla geri adım atmamalıdır.Hatta pardus markalı donamılar ve bellek vb.ürünler de üretilmeye başlanlmalıdır.
14. Yorum , ALİSEYDİ OĞUZTÜRK
3/Tem/2007 , 1:39 pm
Buyurun Türk gençleri Yeni birden fazla Türk İşletim sistemi yapmaya karar verin ve birleşin yeni Pardus’lar doğsun .Hani diyorlar ya “kıskanma çalış senin de olur.”Gençlerimizden birlik ve beraberlik içinde yeni buluşlar diliyorum.Meselâ Türkçe Ağ ğ yerine g ü yerine u Ş yerine s ı yerine i yazmayacak Türkçe bir Ağ sistemi ortaya konulsun.Bir elin nesi var iki elin sesi var.Birlikten kuvvet doğar.Kahvelerde sabahlamak Türkleri kurtarmaz.Ne zaman ki bütün ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılarsak o zaman rahat edeceğiz.Bütçemiz açık vermeyecek,gençlerimiz işsiz kalmayacak .O hal de çalışmaya ve yeni ürünler ortaya koymaya devam.Çalış,Çalış,Çalış.
durmak yok daha ileri durmamak üzere yola devam.
15. Yorum , alüminyum kokil döküm
24/Şub/2009 , 4:03 pm
tşkler