Türkiye Bilişim Derneği 05.01.2007 tarihinde yaptığı basın açıklaması ve açıklamaya verdiği başlıkla büyük bir bilinçsizlik, aymazlık örneği gösterdi.

Öncelikle başlıktan konuya girelim;
“İnternet suçun aracıdır! Evet İnternet bir altıpatlar ile bir bazuka ile aynı şeydir. Bir suç aracıdır. Acilen kontrol altına alınmalıdır. Silah ruhsatları gibi internet ruhsatları çıkartılmalıdır. İnternete bağlanmak ve interneti kullanmak kontrol edilmezse bu suç aracı çok tehlikeli noktalara ulaşabilir.”

Bu fikirler nasıl hastalıklı bir çalışmanın ürünü olabilir? Bir iletişim ağı nasıl suç aracı olarak gösterilebilir? Basın yayın araçları da aynı şekilde suç aracı olarak gösterilebilir mi? Bu şekilde bakıldığında tutkal(bali) de bir suç aracı mıdır? Suçun işlendiği tuvalet suç mahalli sayılmayıp, suç aracı mı sayılmaktadır?

Şimdi doğrusunu söyleyelim; İnternet bir iletişim aracıdır. Bazı suçların internet üzerinden gerçekleştirlmesi, interneti bir suç aleti haline getirmez. Suç aleti ancak ve ancak suça göre tanımlanabilir. Bir bıçak mutfakta ekmek kesmek için kullanılırken bir suç aracı değil bir mutfak gerecidir. Ancak bir suç işlemek için, “bir yaralama olayında veya tehdit olayında kullanılan bir bıçak”, sadece bahsi geçen suç için, bahsi geçen bıçak bir suç aracıdır.

Ayrı bir noktaya gelirsek, TBD yayınladığı açıklamada bilişim alanında uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları adına açıklama yaptıklarını belirtiyor. Ancak bu sivil toplum kuruluşları açıklanmıyor. Hangi sivil toplum örgütleridir bu açıklamanın altına imza atanlar? Niçin isimleri yoktur? TBD bu açıklamayı yaparken kendi cürmünü yeterli bulmayarak, ismini vermediği STKların cürmünden mi faydalanmaya çalışmıştır?

Ayrıca TBD açıklamasında devletin kurumlarını, Internet’in aktörlerin ile birlikte çalışarak internet düzenleme yasamalarının yapılmasına çağırıyor. Peki bu aktörler kimlerdir? Neden bu açıklamada bu aktörler belirtilmemektedir? Servis sağlayıcılar, Telekomunikasyon kurulu, Tübitak, bankalar, İnternet kafeler ve örgütleri bu aktörlerin içinde midir? Ya da bu örgütler kimler olmalıdır?

Bir başka nokta olarak, Türkiye Bilişim Derneği internet ile ilgili yasamaları, “çocuk pornografisi” suçu ile ilgili düzenleme olarak mı görmektedir? Yoksa bu sadece son günlerde gündemin getirdiği bir kısıt olarak mı bu şekilde kalmıştır? Bilişim suçlarının sadece internet çerçevesinden görülmesi de ayrı bir sorun olarak değerlendirilmelidir.

Türliye Bilişim Derneğinden, bu çalışmasını yeniden inceleyerek, akılcı bir şekilde düzenleyene kadar geri çekmesini ve açıklamada belirsiz kalan noktaları açıklamasını bekliyorum.

Bu günlük girdim Türkiye Bilişim Toplumu için açık bir mektuptur.