Yine bir gayrı ciddi internet günlüğü..

By definition an Erdős number, honouring the late Hungarian mathematician Paul Erdős [1], is a way of describing the “collaborative distance” between a person and Erdős, as measured by authorship of mathematical papers. [2]

Lately The web Comic XKCD made a comic named Apocalypse [3], as doom day approaches dead people rises from their graves. And some mathematitions write a paper and signs for co-authership with honourable living dead Paul Erdős. Waiting at his grave to make him sign the paper.

Later on Danah Boyd [4] a researcher at Microsoft Research at New England wrote a blog named XKCD meets real [5]. Mentioning about an email she got from her friend named Henry Cohn[6] about a paper  named “Higher algebraic K-theory of schemes and of derived categories” co-authored by R. W. Thomason and Thomas Trobaugh. The thing is at this paper being written, Thomas Trobaugh was deceased and R. W. Thomason says Mr. Trobaugh gave a start on the paper.

As written at the blog:

By the way, there’s no need to wait until the end times to write papers with dead mathematicians. One example of this is the paper “Higher algebraic K-theory of schemes and of derived categories” by R. W. Thomason and Thomas Trobaugh, which Thomason wrote with his deceased friend Trobaugh after Trobaugh appeared to him in a dream:

“The first author must state that his coauthor and close friend, Tom Trobaugh, quite intelligent, singularly original, and inordinately generous, killed himself consequent to endogenous depression. Ninety-four days later, in my dream, Tom’s simulacrum remarked, ‘The direct limit characterization of perfect complexes shows that they extend, just as one extends a coherent sheaf.’ Awaking with a start, I knew this idea had to be wrong, since some perfect complexes have a non-vanishing K_0 obstruction to extension. I had worked on this problem for 3 years, and saw this approach to be hopeless. But Tom’s simulacrum had been so insistent, I knew he wouldn’t let me sleep undisturbed until I had worked out the argument and could point to the gap. This work quickly led to the key results of this paper. To Tom, I could have explained why he must be listed as a coauthor.”

So I’ve came with an idea of “Imaginary Erdős Number or Trobaugh Number”. By my definition an Imaginary Erdős Number is a way of describing the “collaborative imaginary distance” between a person and Erdős’s simulacrum as he appears in one’s dream, as measured by authorship of mathematical papers. [2]

To be assigned an Imaginary Erdős number, an author must co-write a mathematical paper with an author with a finite imaginary Erdős number. Paul Erdős having 0+i0 imaginary Erdős number, and author having written a paper with Paul Erdős’s dream image has 0+1i Imaginary Erdős number. A person co-authoring a paper with dream image of a person having an Imaginary Erdős number 0+ni, has an Imaginary Erdős number 0 + (n+1)i. The co-author with the Imaginary Erdős number can be alive or deceased. People being out of the chain has an Imaginary Erdős number of 0+∞i
[1]http://en.wikipedia.org/wiki/Paul_Erd%C5%91s
[2]http://en.wikipedia.org/wiki/Erdos_number
[3]http://xkcd.com/599/
[4]http://www.danah.org/
[5]http://www.zephoria.org/thoughts/archives/2009/06/21/xkcd_meets_real.html
[6]http://research.microsoft.com/en-us/um/people/cohn/


Etiketler:

Hiç Shibumi yi okudunuz mu?

Okumadıysanız okumanızı öneririm. Shibumi, Travenian’ın çok satan bir ajan romanı.

Travenian kitabın başına şöyle bir not düşmüştür:

“Kishikawa, Otake, de Lhandes, Le Cagot olarak görülen adamların hatıralarına.

Kitapta geçen diğer tüm karakterler ve kurumlar gerçekte herhangi bir temelden yoksundur. Ancak bazıları bunun farkına varamamıştır..”

Travenian, Shibumi’de Amerikan merkezi istihbarat biriminin de üzerinde olan bir “Ana Şirketten” bahseder. “Ana Şirket”, merkezi istihbarat biriminin bazı operasyonlarının petrol şirketlerinin yoluna taş koymaya başlaması üzerine kurulmuş ve bir gecede merkezi istihbarat biriminin kontrolünü ele almıştır. İşte bu Ana Şirket’in Fat Boy isimli ve çok karmaşık bir bilgisayar sistemi ya da veritabanı bulunur. “Ana Şirket” yüksek istihbarat çalışmaları ve ileri düzey izleme – takip sistemleri sayesinde bu veritabanına o kadar çok bilgi yüklemiştir ki, kimin ne zaman, nerede, ne yediğine kadar bilgiler bu veritabanını şişirmiştir. Bu yüzden Travenian, “Fat Boy’a bilgi yüklemek çok teknik, ama ondan istenen bilgiye ulaşmak çok sanatsaldır” nitelemesini yapar.

“Bugün bir Fat Boy’umuz var mı?” sorusunu düşünüyorum.

Çok acıklı bir durum olsa da bir ‘Fat Boy’umuz değil, birden çok Fat Boy’umuz olduğunu görüyorum. Her köşe başınında ayrı bir “Ana Şirket” oluşmuş durumda.

Hatta ana şirketler bilgilerimizi, bizden habersiz ve gönlümüz olmadan, yarı haberli ve yarı gönlümüz olarak veya doğrudan rızamızla topluyorlar.

Örnek vermek gerekirse,
o  Habersiz – Gönülsüz bilgi toplamalarına;
kapalı devre kamera sistemleri, bina giriş çıkış kayıtlarını,
o  Yarı haberli  yarı gönüllü bilgi toplamalarına;
cep telefonu görüşme ve gps kayıtlarını, alışveriş merkezi kartlarını, kredi kartlarını,
o  Ve en kötüsü gönül rızası ile verdiğimiz istihbaratlara;
Facebook, Twitter, Google.. işlemlerimizi ve mesajlarımızı
gösterebilirim.

Hiç markette alışveriş ederken, “Hettürübüt kartınız var mı?” dediklerinde ne yaptıklarını düşündünüz mü? Ya da cebinizde taşıdığınız “Uluslar Arası Tekil Kişisel Tanımlama Numaranızı”? Facebook’da  eğlenirken, sizin hakkınızda ne tür bilgiler toplandığını?

Kişisel olarak en büyük “Ana Şirket” riski olarak Facebook’u görüyorum. Her gün, tüm ilişkilerinizi, arkadaşlarınızı, sizi tanımlayan bilgileri gönüllü olarak buraya aktarıyorsunuz. Hem de Facebook’un karakutu politikasını yani “Giren bilgi, çıkamaz. Hiç bir bilgi silinmez” mottosunu bile bile.

Burada saklanan bilgilerin ciddi bir bilgi çöplüğü olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak her “Fat Boy”u bir virtüöz edasıyla kullanabilecek “İlk Asistan” muhakkak bulunacaktır. Facebook’un sahip olduğu mühendis ordusunun böyle bir bilgi toplama alt yapısı kuramayacağını iddia edebilir miyiz? Ayrıca Facebook’un para kazanamadığı halde, milyarlarca dolar yatırım topladığını biliyoruz. Bu yatırımcıların veri satın aldıklarını düşünmemiz çok mu gerçek dışı olur?

Tabii “saklayacak bişeyim yok ki” diyerek bunları umursamıyor olabilirsiniz. Ancak bu gün umursamadığınız bir bilginin yarın umursamak zorunda olabileceğiniz bir bilgi olmayacağını bilemezsiniz.

Örneğin, Henüz ayrıntıları netleşmemiş olan ve halen daha sürmekte olan İstanbul’un göbeğindeki polis – terörist çatışması soruşturmasında Vatan Gazetesi yayın yönetmeni Aylin Duruoğlu, -3 haftadır bilindiği kadarıyla – Terörist Orhan Yılmazkaya ile, yıllar önce sınıf arkadaşı olduğu, ve Yılmazkaya kendisini gazetede 2 kez ziyaret ettiği için terörist olmakla suçlanıyor ve şu an hapiste. (Not: Burada kimse hakkında bir karara varmaya çalışmıyorum.)

Örneğin bu satırları yazıyorum diye yarın bir mahkeme kararıyla Yalazi.org’a erişimin engelleneceği şüphesini duyuyor olabilir misiniz? Ben bazen şüphe ediyorum doğrusu.

Büyük kardeşeler veya “Şişko”lar (Fat Boy’un Çevirisi olarak kullanılmıştı.) hakkında siz neler düşünüyorsunuz?

http://www.hepsiburada.com/sibumi/productDetails.aspx?categoryid=1501716&productid=ke17
http://www.scribd.com/doc/12905667/trevanianshibumi (bunu yasal olduğu konusunda şüphelerim bulunuyor..)
http://ooofoffline.blogspot.com/2006/09/filozoflar-go-oynar.html – Cumhuriyet Bilim Teknoloji – Ooof Off Line Köşesi – 04 08 2006 – Tanol Türkoğlu’nun Bloğundan


Etiketler:


Etiketler:

Suppose that we have created a computer, or a computing cluster and simulate our reality as accurate as we can. If we select a time point in our reality (Ro – RealityOrigin) and start the simulation with that time point as an simulation origin (So – SimulationOrigin), for any “n” time point, would (So + n) and (Ro + n) be equal? If it is not equal and deviates from Ro + n , is it possible to derive a deviation function fd(n), where  Ro + n = (So + n) + fd(n)?

Suppose we have derived a fd(n) deviation function, how would playing on simulation running velocity – Vs, effect fd(n)? Say velocity differential, dVs effect on fd(n) is calculated with g(fd(n), dVs), is it possible to predict Ro + n1 with a calculated g(fd(n1),dVs)?


Etiketler:

Geçen Yıl 24 Temmuz’da Türkiye’de (Osmanlı’dan gelen) sansürün kaldırılışının 100.Yılı kutlandı. 1908 Yılının 24 Temmuz’unda Osmanlı’daki “Basın Ön Denetimi” kaldırılmıştı. Ancak o günden bugüne çok şey değişmedi.

O zamanın gazetelerden sütün boşaltan düşünce tarzı bügünlerde de, internet sitelerinden sütün boşaltıyor. Hatta daha da ilerisi var, site yani gazete kapatıyorlar.  Gerçi kapatma da denemez ya “Erişimin Engellenmesi” adı altında cezayı yapana değil (suç var demek istemiyorum, düşünce tarzı bu şekilde adlandırıyor.) hizmetle buluşmak isteyenlere kesiyorlar.

- Sen bu siteye gidemezsin!.
- Nasıl yani?
- İçeride yasaklanmış içerik var binaya giremezsin!

Düşünsenize Abdülhamit’in bile sansür ile, jurnal ile, ajanlar ile yaptıkları bu noktada değilmiş. (arada bir örüntü farkettiniz mi?) Gazete hazırlanır, yayınlanmasında tehlike görülen kısımlar işaretlenir basıma sadece bu içeriklerin gitmesi engellenirmiş. Yani ne gazete binasına giriş çıkış yasaklanır, ne de gazete içeriğinin diğer kısımlarına karışılırmış.

İşin çığırından çıktığının farkında değiliz aslında. Sadece bir kaç avukat ve bir başvuru ile herhangi bir içerik yüzünden, içeriğe normal şartlarda nasıl ulaşacağını bilmeyen hakimlerle yapılan “Erişim Engellemeleri” yetmiyor. Aynı zamanda “jurnal” ile yasa ile belirlenmiş sınırlar gözetilmeksizin “re’sen” engellemeler yapılabiliyor.

Daha önce yazdım. Bunları TIB kendisi hazırladığı raporlar ile doğruluyor.

O günlerden bugüne pek bişey değişmemiş, artık sitelerde blok blok boşluklar görüyoruz.. Gömülü videolar kayıp. Ya da video sunanlara yollar kesilmiş. Hatta bilimsel teori aktivistlerine giden yollar da kesilmiş durumda. Gazetelere giden yolların da kesildiği de unutmuyorum.

İşin daha da kötüsü bunları o kadar kanıksadık ki,artık şu şekilde sohbetler ediyoruz.

- Gönderdiğin sitedeki video’yu çalıştıramadım. Sorun var galiba bilgisayarda.
- Ne sorunu?
- Sorun yokmuş yutupmuş..
- Ben de bişey sandım.

Buradan INETD’ye, LKD’ye, TBD’ye, iletişim ile ilgili derneklere açık bir isteğimi ileteyim,

Bu güne kadar yapılmış olan yanlışları basın açıklamaları ile dile getirdiniz ve bir noktaya gelemedik. Artık daha farklı ve yanlışları iyice ortaya çıkaran eylemler yapılmalı. Yazıların, basın açıklamalarının okunmadığı, göz önünde bulundurulmadığı hatta yok sayıldığı ortada. Gelin bu işi bir adım öteye taşıyalım, öncelikle bir eylem planı yapmak üzere toplanılsın. Ardından yapılacak eylemler belirlensin ve uygulansın. Boşa yazılan kelimeler yeter..

(Not: Bu tamamen kişisel görüşümdür. Kimseyi, hiç bir kuruluşu, örgütü, derneği, şirketi bağlamaz. )


Etiketler:

The MassiveClouding Startup that we have been working on for 12 months is now open.

What is MassiveClouding?
    MassiveClouding is a new startup making internet surfers’s computers’ free memory and idle processing power leasable.

How MassiveClouding Works?
    MassiveClouding has two types of user. A Publisher and A Subscriber.

Publisher being any computer connected to internet powered with our MassiveClouding Publisher Client (MCP) Software. MCP analyzes owner’s computer usage habits With our patent Pending Technology Massive Clouding Schedule Analyzer and makes schedules of idle power available to MassiveClouding. 

Subscriber being any user in need of massive computing powers, can lease and use memory and processing power from MassiveComputing. Subscribers can upload any software to MassiveClouding to be run by our hardware or can install MassiveClouding Subscriber Client (MCS) Software on their hardware.

Thank you for your interest. MassiveClouding(c) Xness.com

To Learn more about MassiveClouding please visit http://massiveclouding.xness.com


Etiketler:
Mir Uzay İstasyonu Görev Nişanı

Mir Uzay İstasyonu Görev Nişanı

“Linux masaüstüne hazır değil” diyenler utansın.. Ubuntu Intrepid Ibex 8.10 ile yeni aldığım Acer Extensa 5630EZ-421G16 tak kullan biçimde çalıştı. Hatta üzerindeki kameranın Skype ile test et dediğimde görüntü vermesi anı – kamera ile pek işim olmasa da – benim için çok önemliydi. Buradan tek kötü bir haber çıkıyor, çalışmayan bir kısmını henüz bulamadığım için “bakın bu da böyle çözülür” gibi bir yazı yazamayacağım.

Yeni dizüstüme mir-uzayistasyonu adını verdim.

Linux mir-uzayistasyonu 2.6.27-11-generic #1 SMP Thu Jan 29 19:24:39 UTC 2009 i686 GNU/Linux

Not: Ayrıca Linpus Linux ile geldiği için bazı gereksiz vergilerden de muaf.


Etiketler:

Daha düm IE8 çıktı Web uygulamaları geliştirmek daha da zorlaştı demiştim. Bugün de Mozilla’dan John Resig (Jquery Geliştiricileri Takım Lideri) Javascript test etmenin ölçeklenememesi üzerine bir yazı yazmış. Ayrıca öneri olarak sunduğu TestSwarm‘da dikkat edilesi bir proje..

http://ejohn.org/blog/javascript-testing-does-not-scale/


Etiketler:

Şimdi televizyonda banttan yayında  Siyaset Meydanı – Din-Bilim ve Darwin tartışması sürüyor.

Şu ana kadar ki öğrenim yaşamımda ve düşün yapımda bilimin temelinde “şüphe” yattığını öğrenip, bildim. Bü yüzden “İlahiyat Bilimi” olarak değerlendirilen disiplini bilim olarak değerlendiremiyorum. Bir kitabı alıp, tarihini inceleyip, içerisinde bahsedilen insanların sosyal yaşamlarını inceleyip,  içinde yazanları “şüphe etmeden” kabul eden bir anlayışa nasıl bilim denebilir? Veya “burada yazan doğrudur, ne kadar çalışırsanız çalışın, içinde yazanları doğrulayacaksınız” anlayışını içeren bir bilim kabul edilebilir mi?


Etiketler:

Bugün 20 Mayıs 2009 ve Microsoft Uzun süredir üzerinde çalıştığı Internet Explorer 8.0 tarayıcısınız duyurdu ve dağıtımına internet sitesi üzerinden başladı.

Siz de benim gibi internet uygulamaları geliştiriyor veya yönetiyorsanız bu habere biraz temkinli yaklaşıyor olabilirsiniz.

Internet’i platform olarak tercih etmemizin sebeplerini düşündüğümüzde, – günümüzün cıvır kelimelerinden birini kullanacağım kusuruma bakmayın -  Internet’in bize sağladığı “Bulut (Cloud)” özellikleri sağlaması olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz; “Daha fazla kullanıcıya, daha geniş bir coğrafyaya, ucuz ve hızlı bir biçimde ulaşmak.”

Ancak burada ciddi bir problem ile karşı karşıya kalıyoruz. Ulaşabildiğimiz kitle çok geniş ve farklı farklı platformlar kullanıyorlar. Farklı işletim sistemleri, farkı tarayıcılar, farklı eklentiler, farklı internet bağlantıları hatta aynı yazılımların birçok farklı sürümü. Ayrıca kullanıcılarımızın tercihlerine saygı duymak zorundayız ve kullanıcılarımız bazen zorunluluktan bazen keyiften aklı başında davranmıyorlar.

Bu kadar geniş bir kitleye ulaşabildiğimiz bu durumda bu kadar farklı platformu da tanımak, bilmek, test etmek durumunda kalıyoruz. Bu yüzden geliştirme süreçlerimizde çok ciddi bir mühendislik problemi ile karşı karşıya kalıyoruz.Kaynaklar her zaman kısıtlıdır bu yüzden kısıtlı kaynak ile en yüksek verimi elde etmek,  Kaynak – Verim eğrimizi herkesin (kullanıcılarımızın ve kendimizin) yararına olacak biçimde ayarlamak durumundayız. Kaynaklarımız genellikle sabit ya da kısıtlı olduğu için problemlerimizi azaltarak verimi artırma yoluna gideriz. Bu da hedeflerimizi kısıtlamaktan geçiyor.

Genel tercih olarak tercih edilen 4 (IE, Firefox, Opera, Safari) tarayıcı bu tarayıcıların genel olarak kullanılan 2 şer sürümü (IE 6/7 ve artık 8, Firefox 2,3, Opera 8/9/10, Safari 3.0/3.1) olduğunu düşünürsek ve gerektiğinde çalıştıkları işletim sistemlerinde de farklılıklar gösterdiklerini göz önünde bulundurulursak, kaynaklarımız genellikle her türlü platformu destekleyebilecek kadar çok değil. (Chrome ve Chromium’u da unutmadım. onlarda listeye girmek üzere). Hatta bu platformların hepsini göz önünde bulundurmaya kalkarsak kaynaklarımızı exponentel biçimde arttırmamız gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Peki öyleyse ne yapmak zorundayız? Bu durumda tercih yapmak zorunda kalıyoruz. Geliştirme sürecinde hedeflediğimiz platformları seçiyoruz. Bunun için de internetteki çeşitli kaynaklarda bulunan tarayıcı ve işletim sistemleri istatistiklerini göz önünde bulunduruyoruz.

Bazı Tarayıcı İstatistikleri:

W3Schools: http://www.w3schools.com/browsers/browsers_stats.asp
Wikipedia (NetApplications Stats): http://en.wikipedia.org/wiki/Usage_share_of_web_browsers
W3Counter: http://www.w3counter.com/globalstats.php
TheCounter: http://www.thecounter.com/stats/2009/February/browser.php

İstatistiklerin ortak olarak gösterdiği, ciddi bir biçimde pastanın yarısını veya biraz daha fazlasını Internet Explorer  6 – 7 kalanın yaklaşık yarısını veya biraz daha fazlasınız Firefox 2 – 3 ve pastanın geri kalanını paylaşan yaklaşık aynı oranlarda kullanılan çeşit çeşit tarayıcı oluyor. Bu bilgilere baktığımızda ya IE ve Firefox tarayıcılarını (hatta bazılarına göre boşverin Firefox’u) destekleyerek çok ciddi bir hedef kitleye ulaşabiliyoruz. Genellikle de geriye kalan tarayıcıları göz ardı ederek kaynaklarımızı boşa harcamamaya çalışıyoruz.

İşte bu noktada, her duyurulan tarayıcı her duyurulan sürüm bu gördüğümüz denklemleri bozuyor. Bu yüzden IE8′in duyurulmasına temkinli yaklaşıyorum. İstatistiklerin her oynayışı kaynaklarımızı kullanırken daha fazla düşünmemize neden oluyor. Dün bir geliştirme için 2 tarayıcıda test yapıyordum, bugün 3 tarayıcıda test yapmam gerekecek. Hatta yeni duyurulan bir tarayıcı için daha önce yaptığımız testleri tekrar etmem gerekiyor.

Peki sizi her duyurulan tarayıcıda ne düşünüyorsunuz?


Etiketler: